Öldüren Sendromlar 2: Othello Sendromu

Shakespeare’in ünlü karakteri olan Othello’nun kıskançlığı, psikolojide yerini almış ve ilişkilerde oldukça sıkıntı verici kıskançlığın örneği olmuştur.

Othello büyük aşkına bir mendil hediye eder ve karısı bu mendili kaybeder. Bu durumdan şüphe duyan Othello kuşkulanmaya başlar ve bu kuşku önce karısını sonra kendisini öldürmesine sebep olur.

Bu acı verici olay bir eserin kahramanına aittir fakat ne yazık ki gerçek hayatta da sıklıkla karşımıza çıkan bu durum psikolojiye Othello Sendromu adıyla geçmiştir.

Ünlü oyuncu Vatan Şaşmaz, 27 Ağustos 2017’de Othello Sendromu olan Filiz Aker tarafından öldürüldü. Olayın hemen ardından Filiz Aker de intihar etti.

Sevginin kaybı ya da kaybedilme tehlikesi, sevilen kişiye ve bir rakibe karşı duyulan düşmanlık ve kendine saygıyı azaltan narsistik darbe kıskançlık duygusunu oluşturan temel öğeler olmuştur.

1922’de Freud normal kıskançlığın bile mantık dışı bir olay sayılması gerektiğini, böyle bir duygunun bilinç denetimi altında olmadığı gibi, dış dünyanın herkesçe paylaşılan gerçekliği içinde yaşanan durumlarla orantısız olduğu görüşünü dile getirmişti.

KISKANÇLIK

Kıskançlık, kaybetme korkusuyla gelişen korku temelli bir tepkidir. Fakat patolojik kıskançlık obsesyonlarla gelişen, temelinde öfke bulunan ve her iki tarafı da yoran tepkilerdir.

Aşırı kıskançlık, sanrısal bozukluğun alt tiplerinden biridir.Bu tip, evli eşler arasında daha sıklıkla görüldüğü için, Othello Sendromu olarak da bilinir.

•Bütün psikiyatrik hastalıklar içinde görülme sıklığı binde ikiden daha azdır

•Semptomlar ani başlar ve ancak eşin ayrılması ya da ölümünden sonra çözülür

•Kıskançlık sanrıları giderek eşe karşı sözel ve fiziksel saldırıya neden olabilir, hatta eşini öldürmeyle sonuçlanabilir

•Pek çok çalışmada patolojik kıskançlığın daha çok erkeklerde görüldüğü bildirilmiş olsa da, bazı araştırmalar, kadınlarda daha sık görüldüğünü bildirmektedir.

•Pek çok araştırmacı patolojik kıskançlığın başlangıcında erkeklerde ereksiyonla ilgili güçlükler, kadınlarda ise bir cinsel işlev bozukluğun yattığına inanmaktadırlar.

•Kıskançlık tehlikelidir, çünkü sadece öfke uyandırmaz, aynı zamanda kıskanç kişiler dürüstlük düşüncesi ile saldırgan davranışlarını haklı çıkarmak için savaşırlar.

•Kıskançlık esas olarak eşine odaklıdır ve bazen eşe ya da başkalarına zarar verebilir veya gerçekten öldürebilir.

•Kişinin sanrılarının başlıca teması eşinin ya da sevgilisinin sadakatsizlik göstermesidir.

•Bu düşünceye gerçekçi bir neden olmadan gelinir ve bu inanış küçük kanıtlarla (giysilerdeki düzensizlikler ya da çarşaflardaki lekeler gibi) desteklenen doğru olmayan çıkarımlara dayandırılır.

•Bütün bunlar toplanır ve sanrıyı doğrulamak üzere kullanılır.

•Böyle bir sanrısı olan kişi genellikle eşini ya da sevgilisini yüzleştirir ve imgesel sadakatsizliği bozma girişimlerinde bulunur (örneğin eşinin özerkliğini kısıtlama, gizlice eşini izleme, imgesel aşığı araştırma, eşine saldırıda bulunma gibi)

NELER YAPILABİLİR?

•Yapılması gereken kesinlikle bir uzman desteği almak ve kıskançlığın asıl sebeplerini keşfetmektir.

•Kıskanan kişi, düşük benlik saygısına sahiptir ve dedektif rolü oynadığı içinde sürekli suçluluk duygusu yaşamaktadır.

•Karşı taraf ise savunma mekanizmalarını çok fazla kullanmaya başlamış ve artık yorulmuştur

•Kıskançlık zaten sürekli artış gösteren ve kontrol edilmesi güç bir duygudur.

•Bu yüzden basite alınmamalı ve harekete geçilmelidir

•Daha sağlıklı bir toplum ve ilişkiler için yapılması gereken en önemli şeyin ise doğru iletişim ve doğru empati olduğu unutulmamalıdır.

•Karşı tarafa yapılan tüm baskılar onları sizden daha da uzaklaştırır.

•En doğru tepki; dolaylı anlatımlar değil doğrudan iletişim kurmak ve olumsuz duyguların olumlu duygularla yer değiştirmesini sağlamaktır.

•Sürece değil sonuca odaklanmak en rahatlatıcı yöntemdir.

•Aldatılmayı düşünerek sağlıklı yaşayamazsınız.

•Kıskançlık dahil tüm aşırı duygular ruh sağlığınızı, ilişkilerinizi olumsuz etkiler ve daha zor süreçlerle savaşmak zorunda kalabilirsiniz.

Yazımın diğer serileri: 

1. Öldüren Sendromlar 1 : Anoreksiya Nervoz

2. Öldüren Sendromlar 3: Wendigo Sendromu (Hannibalizm)

KAYNAKLAR:

  • Erben G. (2008). Hezeyanlı bozuklukta hezeyan profili ve bağlantılı parametreler. Uzmanlık tezi. T.C Sağlık Bakanlığı 
  • Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi 7. Psikiyatri Birimi.
  • Hocaoğlu Ç. (2001). Paranoid semptomlar ve sendromlar. Psikiyatri Dünyası, 5, 97-104.
  • Web üzerinden: http://www.psikoloji.com.tr/psikolojik-soru

Mustafa Yahya Han Sertel

Merhaba, ben Mustafa Yahya Han. 2016 yılında İnönü Üniversitesi PDR (Psikolojik Danışma ve Rehberlik ) Bölümünü bitirdim. Aynı dönemde Dinler Tarihi ve İslam İlimleri konusunda akademik eğitim gördükten sonra Türk Hava Kuvvetleri’nde Askeri Eğitim Uzmanı olarak görev aldım. 2017 yılında subaylığı bırakarak profesyonel mesleğime geri döndüm. Şu anda Adana’da çalışıyorum. ‘Son Karar’ isimli yayımlanmış bir öyküm ve seslendirme çalışmalarım bulunuyor. Aynı zamanda bazı moda dergileri ve giyim markaları için modellik yapıyorum. Kişisel Instagram hesabım: @dfarbor Yazar olarak kullandığım hesabım: @Mustafa_Yahya_Han Lütfen deneyimlerinizi, yorum ve eleştirilerinizi benimle paylaşın.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir