Öldüren Sendromlar 1 : Anoreksiya Nervoz

Yemek yemek veya yememek psikolojinizi bozar mı? 

Diyet yapmaktan ölür mü insan?

Evet, 21. Yüzyılın ergen psikolojik hastalıkları arasında en yaygın olanlar yeme bozukluklarıdır.

Yeme bozuklukları tıbbi, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açan, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen davranışsal bozukluklarıdır.

Anoreksiya nervoza ilk kez 1500’lü yıllarda Simone Porto O. Portio tarafından tanımlanmıştır. 

Açlık ve çileciliğin (asetizm) kutsal, özendirilen bir davranış olduğu bu dönemde, anoreksiya olarak tanımlanabilecek olan bu durum din uğruna dünya zevklerinden vazgeçme anlamına gelmektedir. 

Sonraki dönemlerde, amenore, iştahsızlık, kabızlık, aşırı hareketlilik ve zayıflıkla seyreden kadınsı olgular bildirilmiş olup, psikiyatrik bozukluk olarak kabul edilmesi son 30 yıl içinde mümkün olmuştur.

Anoreksiya, çok az miktarda besin alımı, yemeyi reddetme ve sonucunda oluşan kilo kaybıyla karakterizedir. Anoreksiya nervoza terimi Yunanca ‘iştah kaybı ’ anlamına gelir.

Başlıca üç ölçütü vardır:

• Birincisi, kişinin kendisinin neden olduğu önemli bir dereceye varan şiddetli açlıktır.

• İkincisi zayıflamaya karşı amansız bir dürtü ve veya şişmanlamaya karşı hastalık derecesine varan bir korkudur.

• Üçüncüsü, şiddetli açlıktan kaynaklanan tıbbi belirti ve bulguların varlığıdır.

Anoreksiya Nervoza’da tipik olarak belirtiler şöyle gelişir: 

Hasta başlangıçta diyet yapmaya başlar ve bu dönemde şişmanlamaktan korkusu olan herhangi bir ergenden farkı yoktur. 

Önce diyetinden tatlılar, hamur işleri gibi yüksek kalorili besinleri çıkarır. Sonra yediği her besin için kalori hesabı yapmaya başlar. Bu davranışlarındaki aşırılık başkaları tarafından fark edilinceye kadar hastalık ilerler. 

Kilo verdikçe zayıf olma fikri bir obsesyona dönüşür. 

Kalori kısıtlayarak yaptığı diyete ek olarak diüretik ve laksatif türü ilaçlar kullanmaya başlar.

Bu anoreksiya nervozaya özgül davranışlara ek olarak 

  • benlik saygısının düşük olması, 
  • katı bir ‘ya hep ya hiç’ tarzı düşünce şekli, 
  • uykusuzluk, 
  • duygusal durumda oynamalar, 
  • sinirlilik, 
  • içe çekilme, 
  • karşı cinsle iletişim kuramama görülebilir 

Kaşektik Görünüm

Bu hastalar genel olarak ince ve kaşektik (bir deri bir kemik) görünümdedirler. 

Ünlü beslenme uzmanı Marissa Sherry’e göre 12 tipik ortak özellikle anoreksiya hastaları tanımlanabilir:

 

Marissa Sherry

Çarpıtılmış beden imajı 

Bu hastalığa yakalanan kadınlar, vücutları aşırı incelse de, hâlâ şişman olduklarından söz eder ve kilo almaktan yakındığını yineler. 

Kalın giyinmek 

Anoreksiya olan genç kadınlar kalın giyinerek genellikle kilo kayıplarını gizlemeye çalışır. Anoreksiya hastası kalın giyindiği halde üşüdüğünü söyler. 

Sosyal hayattan çekilmek 

Anoreksiya hastası genç kadınlar arkadaşlarından ve sosyal faaliyetlerden uzaklaşır; neşesiz ruh haline bürünür. 

Tuhaf yeme alışkanlıkları 

Eğer anoreksiya hastası öğün esnasında yemekten ziyade çatal bıçağıyla daha çok meşgul oluyorsa, çiğnemeyi uzatıyor ve sürekli düşük kalorili gıdaları tercih ediyorsa bunlar hastalık belirtisi olabilir. 

Egzersiz takıntısı 

Anoreksiya hastası kalori yakmak için egzersizi saplantı haline getirir. Oturduğunda da sık sık ayaklarını oynatır. 

Kendi başına yemek 

Eğer yemeği özel odalarında veyalnız yemeyi tercih ediyorlarsa bu yeme tarzlarını başkalarından gizleme çabası anlamına gelir. 

Adetten kesilme 

Aşırı kilo kaybına yol açtığı için kadınlarda adet dönemlerinin sona ermesini tetikleyebilir. 

Soluk cilt 

Sağlıklı bir kadının ten rengi normaldir. Soluk bir ten rengi hastalık belirtisi olabilir. Ayrıca saçlar da cansızlaşır. 

Kabız giderici ilaç kullanmak 

Bazı kadınlar, kilo kaybını hızlandırmak için kabız giderici müshil ilaçları gereğinden fazla kullanıyor. 

Fazla yumuşak cilt 

Doktorlara göre bu aşırı zayıflama sonucu ısı kaybına karşı vücudun kendini koruma önlemi olarak tanımlanıyor. (Cilt: İnsan Vücudunun En Büyük Organı)

Şiddetli mide ağrıları 

Kusmanın da görüldüğü bu rahatsızlığa midenin uzun süre boş kalması yol açıyor. 

Yiyecek saplantısı

Anoreksiya hastası genç kadınlar, yemek tariflerine aşırı ilgi gösterir. Yiyecekler konusunda saplantıları oluşur.

Aşağıda bir anoreksiya hastasının fiziksel ve ruhsal muayene raporu verilmiştir:

“ Bayan Ş.’nin poliklinikte yapılan psikiyatrik muayenesinde zayıf, omuzları çökmüş, saçları gür ancak bakımısız, esmer, yüzüne göre iri ve güzel gözleri vardı. 

Genelde kemerle sıkılarak tutturulmuş oldukça bol gelen bir pantolon ve bluz giyerek gelmişti. Göz iletişimi kurmaktan kaçınıyordu. Utangaç tavırlı ve işbirliği kurmakta isteksiz görünüyordrlu. Oldukça yavaş, alçak ses tonunda konuşuyor, yalnızca sorularımıza yanıt veriyordu.

Yaşamdan zevk almama, ilgi ve istek kaybı, sıkıntı hissi, hüznün ön planda olduğu çökkün duygudurum dikkati çekiyordu.

Dikkat ve konsantrasyonu azalmıştı, dikkatini yoğunlaştırmada güçlük çekiyordu. 

Gerçeği değerlendirme yetisi korunmakla birlikte, kendi fiziksel görünüm ve durumundan memnun olması, yaşadığı durumu hastalık olarak görmemesi ve muayeneye halasının zoruyla gelmesi nedeniyle hastanın içgörüsünün olmadığına karar verildi.

Düşünce süreci yavaşlamış, içeriğinde pasif ölüm düşünceleri, vücuduyla, kilo alımı ile ilgili aşırı uğraşları vardı. 

Kirlilik ve özellikle evrak doldururken doğru yazıp yazmadığı ile ilgili kuşku obsesyonları saptandı. 

İnsanların başına dert olduğu gibi kendilik değeri ile ilgili olumsuz düşünceleri vardı.

Davranış alanında psikomotor yavaşlama belirgindi. 

Herhangi bir nesneye dokunduğunda el yıkama zorunluluğu ile banyoda uzun süre yıkanma ve şüphe obsesyonlarına yönelik kontrol etme zorlantıları vardı. 

Yemek reddetme, uzun süre ayakta kalma davranışları vardı. 

Tıkınırcasına yeme ve kusma davranışı, laksatif, purgatif, diüretik kullanımı izlenmedi. 

Uykuya dalmakta güçlük çekiyordu. 

Beden algısında bozukluk olduğu düşünülen hastanın hiç etek giymeme, makyaj yapmama gibi davranışlarla cinsel kimlik özelliklerini gizlemeye çalıştığı izleniyordu.”

Anoreksiyanın nedenleri

Anoreksiyanın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Anoreksiya nevroza; biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin kombinasyonu ile oluşmaktadır.

  • Biyolojik faktörler: Anoreksiyanın nedenleri arasında genlerin etkisi henüz kesinleşmemiştir. Ancak genler bazı insanları anoreksiyaya karşı daha savunmasız hale getirebilir. Anoreksiyalı kişiler genellikle mükemmeliyetçi, duyarlı ve azimli kişilerdir. Bu da genetik eğilimler ile dolaylı olarak ilişkilidir.

  • Psikolojik faktörler: Kişinin bazı duygusal özellikleri anoreksiyanın gelişimine etki edebilir. Kişinin sürekli depresif olmak, obsesif kompülsif kişilik bozukluğunun varlığı anoreksiyaya etki edebilir. Bu kişiler kilolarını takıntı hale getirerek anoreksiyaya etki edebilir.
  • Çevresel faktörler: İnce olmanın toplum tarafından moda olması özellikler ergenlik dönemindeki gençleri etkiler. İnce olmak avantaj olarak görülür. Gençlerin bu düşüncelerini artist ve bir mankenlere benzeme isteği daha da arttırır. Gençler hangi genetik özellikte ve aile özgeçmişinde olduklarını doğru değerlendiremez ve ince kalmak konusunda takıntılı hale gelir. 

  • Anoreksiya gençler arasında en sık görülen 3’üncü kronik hastalıktır.

Anoreksiya tedavisi

  • Anoreksiya tedavisi zor ve uzun sürelidir. 
  • Anoreksiyalı kişiler genellikle tedaviye kendi başlarına yönelmez. Başka branştan hekimlerin yönlendirmesi sonucu psikiyatristlere gelirler.
  • Anoreksiya tedavisinde öncelikle kişi ve hekim arasında güven ilişkisi sağlanmalıdır. Daha sonra kalıcı ve etkin iş birliği devreye girer. Hekim, hastanın kendisi ve ailesi ile yakın temas kurar. Ailenin dinamikleri ve kişinin ayrıntılı hikayesi alınır. Ailenin iş birliği son derece önemlidir. 
  • Anoreksiyalı kişilerin yüzde 50-60’ında depresyon görülür. Beden algısı bozukluğu ve depresyon tedavisi için hekim tarafından ilaç tedavisi planlanır. Antidepresan ilaçlardan yararlanılır.
  • Kişinin psikoterapi sürecinde beslenme ve kilo alma konusu öncelikle yer alır.
  • Duygusal çatışmaların, kaygıların, korkuların ele alınması kişi ile doktorun ilişkisini daha güvenilir kılar.

Anoreksiya nervoz, sonucu ölüme varan, organ yetmezliği gibi kalıcı sonuçlar doğurabilen ama tedavi edilebilir bir hastalıktır. 

Bu yazının diğer serilerini de okuyabilirsiniz.

Öldüren Sendromlar 2: Othello Sendromu

Öldüren Sendromlar 3: Wendigo Sendromu (Hannibalizm)

Ölümcül Bir Vazgeçiş: İntihar

Kaynakça:

Türk Aile Hek Derg 2011;15(1):29-35

Türk Psikiyatri Dergisi 2003; 14(2):153-159

Amerikan Psikiyatri Birliği (1994) Mental bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı, 4. baskı (DSM IV) (Çev. ed.: E Köroğlu) Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 1995.

Dünya Sağlık Örgütü (1992) ICD-10 Ruhsal ve Davranışsal Bozukluklar Sınıflandırması. (Çev. ed.: MO Öztürk, B Uluğ; Çev.: F Çuhadaroğlu, I Kaplan, G Özgen, ve ark.) Ankara, Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği Yayını, 1993.

Mustafa Yahya Han Sertel

Merhaba, ben Mustafa Yahya Han. 2016 yılında İnönü Üniversitesi PDR (Psikolojik Danışma ve Rehberlik ) Bölümünü bitirdim. Aynı dönemde Dinler Tarihi ve İslam İlimleri konusunda akademik eğitim gördükten sonra Türk Hava Kuvvetleri’nde Askeri Eğitim Uzmanı olarak görev aldım. 2017 yılında subaylığı bırakarak profesyonel mesleğime geri döndüm. Şu anda Adana’da çalışıyorum. ‘Son Karar’ isimli yayımlanmış bir öyküm ve seslendirme çalışmalarım bulunuyor. Aynı zamanda bazı moda dergileri ve giyim markaları için modellik yapıyorum. Kişisel Instagram hesabım: @dfarbor Yazar olarak kullandığım hesabım: @Mustafa_Yahya_Han Lütfen deneyimlerinizi, yorum ve eleştirilerinizi benimle paylaşın.

You may also like...

Yorum Yap