Samanyolu Galaksisi – Milk Way

Samanyolu galaksisi  evrende bulunan ve Güneş sistemininde içinde bulunduğu gökadadır.  Samanyolu gaz, toz ve milyonlarca yıldızdan oluşur. Çapı 100.000 ışık yılıdır. Kalınlığı ise 1000 ışık yılı kalınlığındadır. Bazen aysız bir gecede Samanyolu’nun bazı bölümlerini daha belirgin olarak görürüz. Görünen bu kısım Samanyolu kuşağının oluşturduğu gökadamızın bir parçasıdır.

Samanyolu spiral şekli

Galileo tarafından gözlenen Samanyolu oluşumuyla ilgili bir efsaneye göre Tanrıça Juno’nun,  Hercules’i emzirirken düşen süt damlalarından oluşmuştur. Bu yüzden batı kültüründe ismi milk way yani süt yolu olarak da bilinmektedir.

1755 Yılında Immanuel Kant isimli Alman felsefe adamı başka gökadalarında olduğunu iddia etmiştir.  Ve evet evrende yalnız değiliz. Samanyolu 50 gökadadan oluşan bir  kümenin üyesidir.  Samanyolu’nda yaklaşık 400 milyar yıldız vardır. Tüm yıldızları saymaya kalksanız 6.300 yıl hiç uyumadan saymanız gerekmektedir.  Güneş Sistemimiz ise Samanyolu’nun Orion kolundadır.

SAMANYOLU’NUN KÜTLESİ;

20. yüzyıldaki teknolojik gelişmelere rağmen Samanyolu’nun tam olarak kütlesinin hesaplanmasında zorluklar yaşanıyor. Çünkü çok büyük bir hacmin içinde yayılıyor. Fakat araştırmacılar  Palomar 5  adlı yıldız kümesinde oluşan değişiklikleri  ölçerek Samanyolu’nun kütlesini tahmin etmişlerdir. Bu da Güneş’ten 210 milyar kat büyük olduğunu gösteriyor.

SAMANYOLU’NDAKİ KARA DELİKLER

Sanatçının benzetnesi. Genellikle ışığın kurtulamadığı bir çekim gücü ve aşırı radyasyon sebebiyle karadeliklerin fotoğraflarını bulmak olanaksızdır.

Gökadaların genelde hepsinin merkezinde bir kara delik bulunur. Andromeda Gökadası’nın kara deliği Samanyolu galaksisinden 50 kat daha büyüktür.  Araştırmalara göre Samanyolu’nun merkezindeki büyük  kara deliğin  etrafında daha bir çok kara delik bulunmaktadır.  Samanyolu’nda  Sagittarius A ismi verilen süper kütleli bir kara delik vardır. Ve Samanyolu Galaksisi içinde bütün yıldızlar ve her şey bu kara deliğin etrafında döner. Bu bölge içinde doğup ölen yıldızlar kara delik oluştururlar. Chandra X-ışını Gözlemevi’nin yaptığı araştırmalara göre Sagittarius A’nın yakınında  12 kara delik çifti olduğu bulunmuş ve ve bu hipotez yıllar öncesine kadar öne sürülen büyük kara delikleri bir çok kara deliği çevresinde topladığını doğrulamaktadır.

SAMANYOLU’NUN YAŞI

Samanyolu galaksisi Yerel Grup olarak bilinen bir gökada kümesinin üyesidir. Gökadalar zaman içinde değişen yapılar oldukları için tam olarak oluşum zamanları bilinemez.  Ancak bazı hesap ve gözlemlerle tahmin edilebilir.  Gökadadaki en yaşlı yıldızın evrenin meydana gelmesiyle yakın olduğu hesaplanıyor. Yani bu durumda büyük patlamadan bir süre sonra Samanyolu Galaksisinin oluşmaya başladığı düşünülüyor. Fakat oluşumdan bu yana bir çok yıldız öldüğü için gökadamızın yapısı bugünkü gibi değildir.

SAMANYOLU’NUN ŞEKLİ

Samanyolu fotoğrafı – Peru

Hep gördüğümüz Samanyolu fotoğrafları aslında gökadamızın fotoğrafları değildir. NGC 6744 Gökadasının fotoğrafları ona benzediği  için genelde o kullanılır. NGC 6744 Samanyolu’ndan 30 milyon ışık yılı uzaklıkta bir gökadadır. Dünya’dan çekilen bazı fotoğraflara göre Samanyolu’nun bir kısmının yıldızların bir şerit uzunluğunca yoğunlaştığı gözlemlendi. Buradan da anlayabiliriz ki Samanyolu disk şeklinde bir gökada. Dairesel hareketlerinden dolayı da sarmal bir yapısının olduğu belirlendi.

YENİ YILDIZ OLUŞUMU

Dr. Roland Diehl ve onlarca kişinin oluşturduğu bir araştırma timi, galaksimizde bulunan alüminyum-26 maddesini araştırıyorlar. Yıldızlarının doğup ölmesinde bu madde ortaya çıkıyor.  Ve bu gözlemlere göre Samanyolu Galaksisi içinde her yıl 7 yıldız oluşuyor. Her yüz yılda bir ise üç kez bir yıldız ölüyor. Bir yıldız öldüğünde hidrojen ve helyum gibi bazı maddeler açığa çıkartıyor. Milyonlarca yıl sonra bu maddeler iyice yoğunlaşıyor ve yeni bir yıldız oluşuyor.       

Bu resim daha çok yıldızların doğum ve ölüm yolunda aldıkları şekilleri göstermiş. Tabii ki işin sonunda ihtişam dolu bir pulsara dönüşmekte var.

Samanyolu’nu uzayın büyük bir bölümü olarak düşünürsek çok ilginç bir şekilde küçük bir yer olduğunu görürüz. Çünkü başka galaksilerde vardır.

George Greenstein, bu büyüklükle ilgili, The Symbiotic Universe (Simbiyotik Evren) adlı kitabında şöyle söylemiştir.

Eğer yıldızlar birbirlerine biraz daha yakın olsalar astrofizik çok da farklı olmazdı. Yıldızlarda nebulalarda ve diğer gök cisimlerinde süre giden temel fiziksel işlemlerde hiçbir değişim gerçekleşmezdi. Uzak bir noktadan bakıldığında, galaksimizin görünüşü de şimdikiyle aynı olurdu. Tek fark, gece çimler üzerine uzanıp da izlediğim gökyüzünde çok daha fazla sayıda yıldız bulunması olurdu. Ama pardon evet bir fark daha olurdu: Bu manzarayı seyredecek olan ben” olmazdım. Uzaydaki bu devasa boşluk, bizim varlığımızın bir ön şartıdır.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir