Ölümcül Bir Vazgeçiş: İntihar

Büyük yazar Virgina Woolf, 1941’de bir bahar günü, boğularak intihar etmeden önce kocası Leonard Woolf’a bıraktığı intihar mektubunda ruh halini şu şekilde tasvir ediyordu: 

“Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç günleri yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum.”

Şüphesiz intihar, hem felsefi hem psikolojik hem de sosyolojik açıdan çözüm üretilemeyen büyük bir problemdir. Yüzlerce sebebi bulunmaktadır ve hepsinden kötüsü hem intihar eden hem de geride kalanlar için oldukça üzücü bir sondur.

Araştırmalara göre dünyada her üç kişiden biri intihar teşebbüsünde bulunuyor. Ve her 40 saniyede bir kişi intihar ederek yaşamına son veriyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, son 45 yılda tüm dünyada intihar oranları % 60 artmıştır. Ayrıca dünya çapında tüm ölümler arasında en büyük 5. nedendir.

Psikologlar ve diğer sosyal bilim uzmanları uzun yıllar boyunca intiharın sebeplerini araştırmışlar, önlemeye çalışmışlardır. İntiharın doğru tanımını yapmak bile yıllar almıştır.
  • İntihar konusunda en çok çalışanlardan biri olan Emile Durkheim’a göre; “intihar, bir insanın, doğuracağı sonucu bilerek doğrudan veya dolaylı olarak kendini ölüme sürüklemesidir.”

Emile Durkheim

  • Ferri ‘ye göre intihar, “bir kimsenin yakın ve kaçınılmaz olan veya öyle zannedilen bir acıyı (şerefsiz bir durum, mahkumiyet, sefalet, çok sevilen bir kişiyi kaybetme vb.) bertaraf etmek niyetiyle hayatına son vermesi”dir.
  • Richman’a göre, intihar bir iletişimdir; yardım için ağlamaktır; başkalarından yardım istemektir; tehdit veya intikam metodudur; pişmanlık ve bir itiraftır.

Tanımları özetlemek gerekirse, intihar, aklı başında bir bireyin, toplumsal değerlerin desteklediği veya karşısında olduğu bir eylemle doğrudan veya dolaylı olarak kendi yaşamına isteyerek son vermesidir.

İntihar yalnızca günümüz modern toplumuna ait bir olgu değildir. Bu nedenle de antik çağdan beri bütün filozofları ilgilendirebilmiştir. Ama antik çağdan günümüze kadar bir görüş birliğine varılabilmiş de değildir. Kimileri intiharın insanın özgür iradesiyle girişebileceği bir eylem olduğunu savunurken, kimileri de bunun insanın kendine ve Tanrı’ya karşı işlediği bir suç, günah olduğunu savunmuştur.

Örneğin Platon (MÖ 428-348) intiharı en temelden reddeder. Çünkü Platon’a göre insan Tanrı’ya aittir ve bu nedenle de bu dünyada kendisine verilen yeri Tanrı’nın istemediği bir zamanda ve şekilde terk etme hakkına sahip değildir. “İnsanın en yakın dostunu, yani kendini öldürmesi en tiksindirici eylemdir,” der Platon.

Platon’a göre insanın en yakın dostu kendisidir ve intihar etmenin anlamı tam manasıyla cinayet ve Tanrı’ya başkaldırmadır.

Stoacılara göre hayat ve ölüm etik olarak aynı değerdedir. Eğer insan güzel ve yaşanmaya değer bir hayat süremiyorsa ve başka bir çıkar yol da kalmamışsa kendi eliyle hayatına son verebilir.

Stoacılık ya da Stoa Okulu, kurucusu Kıbrıslı Zenon olan, Megara okulunun bir kolu olan felsefe okulu. Helenistik felsefenin en önemli akımlarındandır. Zenon, okulunu Atina’da bir resim galerisinde (Stoa Poikile) kurmuştur. Stoacılar için insanın temel amacı mutluluktur.

Spinoza (1632-1677) insanın hayatta kalma isteğinin o kadar güçlü olduğunu düşünmektedir ki, ona göre insanın var olmamak için çaba göstermesi tahayyül edilebilecek bir şey değildir.

Immanuel Kant’a (1724-1804) göre insanın kendini öldürmesi bir suçtur. Çünkü insanın birincil görevi istisnasız hayatın korunmasıdır.

Kant’a göre intihar birincil vazife olan varoluşun korunmasına karşı bir savaştır.

Schopenhauer’e (1788-1860) göre ise intihar edenin cezalandırılması gülünçtür. Çünkü hangi ceza zaten ölmek isteyen insanı yolundan döndürebilir ki? Ama Schopenhauer aynı zamanda intiharı boş ve aptalca bir şey olarak görür, çünkü canımıza kıyarak yalnızca bedensel acıya son verebiliriz. Ruhun sonsuza kadar acı çekmesinin önüne geçemeyiz. 

Schopenhauer’e göre intihar açık bir suçtur ama engellenemez.

Peki tarih boyunca varlığını devam ettirmek için akıl almaz yollara başvuran ve olağanüstü çabalar gösteren insan, intihar etmeyi nasıl öğrendi ve neden intihar etmeye karar verdi?

Araştırmalara göre tarihsel süreçte  insanlar medeniyet seviyesi arttıkça ve kendi yaşamına son verebileceği düşüncesinin farkında oldukça intihar oranları artış göstermiştir.

İlkel kabileler, intiharı bir kaçış yolu olarak değil ‘onurlu bir yok oluş’ olarak değerlendirmişlerdir.

Tarih öncesinde savaşçı bir ilkel insan yatağında aciz bir şekilde ölmektense kendi kılıcıyla kendini öldürmeyi tercih ediyordu.

İskandinav ülkelerindeki bazı geleneksel toplumlarda yeterince yaşlandığını düşünen kimseler kendilerini uçurumdan aşağı atmaktaydı.

II. Dünya Savaşı sırasında binlerce Japon savaş pilotu esaret altında ölmektense bir Amerikan savaş gemisine çarparak kendini öldürmeyi seçmişti.

4000’e yakın Japon ‘Kamikaze’ pilot intihar eylemiyle öldü.

Peki bir intiharın altında yatan sebepler nelerdir?

Psikolog ve psikiyatristlerin büyük çoğunluğu intiharı sağlıksız ruhsal süreçlerin son evresi olarak görmektedir. Psikolojik ve tıbbi araştırmalar sağlıklı bir beynin asla kendi yaşamına son vermek istemediği sonucuna ulaşmıştır. 

İntiharın temelinde 
  • derin umutsuzluk
  • depresyon
  • bipolar bozukluk
  • şizofreni
  • yaygın anksiyete bozukluğu   gibi birçok ağır psikolojik problem yatar.

Menninger’e göre intiharın üç bileşeni vardır ve bunların hepsi her intihar olayında değişen oranlarda yeralırlar:

1) Öldürmek İstemek: Saldırı, suçlama, ayıplama, imha,

2) Öldürülmüş Olmak İstemek: İtaat, mazoşizm, kendini ayıplama, kendini suçlama,

3) Ölmek İstemek: Umutsuzluk, korku, yorgunluk,

Daha açık anlatmak gerekirse, intihar etmeye karar vermiş bir kişi, 

  • Son derece kendine veya çevresel etkenlere kızgındır.
  • Hayattan, hedefler koymaktan ve bunlara ulaşamamaktan yorulmuş durumdadır.
  • Tüm umutlarını tüketmiş durumdadır. Kendisini başka bir çözüm olmadığına kesin bir şekilde ikna etmiştir. 
  • İntikam almak istemektedir ama çaresizdir. 
  • Gücünü göstermek, her şeyin elinde olduğunu ilan etmek istemektedir. Bunun en kolay yolu da hayatını kendi isteğiyle sonlandırmaktadır.
  • Kendisini aşağılık duruma düşüren herkesi veya Tanrı’yı cezalandırmak istemektedir.
  • Herhangi bir suçlamanın utandırıcı etkisinden kurtulmak ve kendini temize çıkarmak istemektedir.

Peki, intihar ‘geliyorum’ der mi?

Evet der. İntihara teşebbüs edenlerin büyük bir çoğunluğu bundan önce muhakkak etrafındakilere bu düşüncelerinden imalı bir şekilde bahsetmişler ya da intiharlarını haklı gösterecek birtakım sebepleri savunan konuşmalar yapmışlardır.

İntihar, ‘geliyorum’ der ama sesi son derece kısıktır.

‘Artık yaşamak çok anlamsız geliyor’

‘Gerçekleştirebileceğim bir hedef kalmadı’

‘Bütün acılarımı sonlandıracağım’

gibi birçok konuşmayla sinyal verirler.

Bu konuşmalar kesinlikle ciddiye alınmalıdır. Gerçekçi bir intihar teşebbüsü veya tehdidi olmasa bile bu eylemin temelinde yardım isteme, ilgi bekleme ve umut arayışı vardır. Kesinlikle alaya alınmamalı, etiketlenmemeli ve cüzzamlı gibi davranılmamalıdır.

   İntihar önlenebilir mi? Bu soruya verilecek yanıt intiharı önlemenin son derece zor olduğudur. Depresyonda veya başka bir psikiyatrik bozukluk nedeniyle intihar düşüncesinde olan birinin düşünceleri sınırlı ve akıl dışı olup, yardıma ihtiyacı olduğunun bilincinde değildir.( Zihinsel ve Psikolojik Hastalıklar)

İntihar eden kişi, sorununun ancak ölümce çözüleceği veya bundan ancak ölerek kurtulacağını düşünen kısır bir düşünce döngüsüne sahiptir.   İntiharı önlemeye çalışırken birinci öncelik potansiyel intihar eğilimi olan kişinin psikiyatrik bozukluktan kaynaklanan zihinsel bozukluğunu tedavi etmektir. Bu amaçla antidepresan, anksiyolitik ve duygudurum dengeleyici ilaçların yanısıra intihara yönelik bilişsel davranışçı terapi uygulanır. Bilişsel davranışçı terapinin daha sonraki intihar girişimlerini önlemede oldukça yararlı olduğu saptanmıştır.

İntiharı düşünen kişi psikiyatrist ya da psikolog ile görüşmek isterse, birçok vakada fiili olarak o andaki sorunlarıyla başa çıkma yeteneğini hızla kazandırmak hedeflenir.

İntihar hakkında toplumsal bilgi karmaşası yoğun bir seviyededir ve birçok doğru bilinen yanlış bulunmaktadır.

Farberow ve Leonard bu konudaki yanlış kanıları ve doğru olan şekillerini bir liste halinde toplamışlardır:

Yanlış: İntihar hakkında konuşanlar intihar etmez.

Doğru: Kendini öldüren her on kişiden sekizi intihar niyetlerini daha önce kesin uyarılarla bildirmislerdir. 

Yanlış: İntihar eden kişiler gerçekten ölmek niyetindedir.

Doğru: İntihara kalkışanların bir kısmı ölmek ve yaşamak arasında karar verememiştir. 

Yanlış: İntihar uyarısız olur.

Doğru: İntihara kalkışan kişi bunu çeşitli yollarla bildirir. Bu yollara karşı alarmda olursak intihar önlenebilir. 

Yanlış: Bir kişi intihar etme eğilimindeyse, bu sonsuza kadar devam eder.

Doğru: Bu kişilerde intihar etme arzusu kısıtlı bir süre için olur. Kurtarılabilirlerse, hayatlarının geri kalan kısmını mutlu olarak yaşayabilirler. 

Yanlış:Bir intihar krizinden sonra intihar riski sona ermiştir.

Doğru: Birçok intihar ilk girişimten sonraki bireyin sağlıksız fikirlerini eyleme geçirebileceği enerjıye sahipken üç ay içinde olmuştur. 

Yanlış: İntihar olayları zenginler arasında veya tam tersi fakirler arasında görülür.

Doğru: İntihar ne sadece zenginin ne de fakirin sorunudur. Toplumun her kesiminde olmaktadır ve de çok demokratiktir. 

Yanlış: İntihar bir ailede genetik olarak bireylere aktarılan bir mirastır.

Doğru: İntihar aileye dadanmaz. Sadece bireyin sorunudur ve önlenebilir. 

Yanlış: Bütün intihar eden bireyler kafaca hastadır.

Doğru: Yüzlerce intihar olayında intihar edenler çok mutsuzdurlar; fakat bu, onların kafaca hasta olmalarını gerektirmez. 

Sözün özü, 

  • İntihar hem teşebbüste bulunan hem de geride kalanlar için geri dönülmez bir hata olabilir.
  • Kişi yaşamayı ve ölmeyi kendisi tercih etme hak ve özgürlüğüne kesinlikle sahiptir ama bu asla doğru bir çözüm değildir. 
  • İntihar edeceğinin sinyallerini veren birisi kesinlikle ciddiye alınmalı, destek olunmalı, umut verici konuşmalarla teskin edilmeli ve yalnız bırakılmamalıdır.
  • İntihar teşebbüsünde bulunan kimse ile alay edilmemeli, eleştirilmemeli ve hasta muamelesi yapılmamalıdır.
  • İntihar etmek nezleyi atom bombasıyla tedavi etmek gibidir.

Hiçbir sorun yaşamdan vazgeçirtecek kadar çözümsüz değildir.

Kaynakça:

 http://www.who.int/mental_health/media/en/426.pdf

World Health Organization. Figures and facts about suicide. Geneva, 1999.

Yalvaç Dh. İntihar Girişiminde Bulunan Bireylerde Psikiyatrik Morbidite, Kişilik Bozukluğu Ve Bazı Sosyo-Demografik Ve Klinik Etkenlerle İlişkisi. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri A.D,Uzmanlık Tezi, Malatya, 2006

Lotrakul M. Suicide İn Thailand During The Period 1998–2003. Psychiatry And Clinical Neurosciences. 2006; 60: 90–95

Köroğlu E. Psikiyatrik Acil Durumlar. 2.Basım. Hekimler Yayın Birliği, Ankara,1999; 425-443

http://m.radikal.com.tr/yazarlar/alper_hasanoglu/intihar-1219741

Mustafa Yahya Han Sertel

Merhaba, ben Mustafa Yahya Han. 2016 yılında İnönü Üniversitesi PDR (Psikolojik Danışma ve Rehberlik ) Bölümünü bitirdim. Aynı dönemde Dinler Tarihi ve İslam İlimleri konusunda akademik eğitim gördükten sonra Türk Hava Kuvvetleri’nde Askeri Eğitim Uzmanı olarak görev aldım. 2017 yılında subaylığı bırakarak profesyonel mesleğime geri döndüm. Şu anda Adana’da çalışıyorum. ‘Son Karar’ isimli yayımlanmış bir öyküm ve seslendirme çalışmalarım bulunuyor. Aynı zamanda bazı moda dergileri ve giyim markaları için modellik yapıyorum. Kişisel Instagram hesabım: @dfarbor Yazar olarak kullandığım hesabım: @Mustafa_Yahya_Han Lütfen deneyimlerinizi, yorum ve eleştirilerinizi benimle paylaşın.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir