Göz Nedir? Yapısı, İşlevi ve Hastalıkları

Dış dünyayı algılamamızda önemli bir rol oynayan göz beynin bir uzantısıdır. İnsanda iki adet göz bulunur ve bunlar göz çukurlarına yerleşmiştir. Gözlerin her biri ışığa duyarlı yaklaşık 125 milyon sinir hücresi içerir. Bu özelleşmiş hücreler fotoreseptör olarak isimlendirilir ve beynin görüntü oluşturmasını sağlamak amacıyla beyne elektrik sinyalleri gönderir.

Göz nedir? yapısı, işlevi ve hastalıkları

Gözün Yapısı

Göz, içi boş küre şeklindedir. Ortalama 10-12 gram ağırlığa ve 2-2,5 cm çapa sahip olan gözler, temel olarak üç tabakadan oluşur. Bu tabakaların dıştan içe doğru şu şekilde sıralanır; sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabakadır. Ayrıca gözü koruyan ve yardımcı olan başka oluşumlarda vardır. Bunlar: kaşlar, göz kapakları, göz kasları, gözyaşı bezleri ve konjonktiva’dır.

1.Sert Tabaka

Gözün en dış kısmında bulunan kollojen ipliklerden meydana gelen oldukça sağlam ve kalın bir tabakadır. Kornea ve sklera olmak üzere iki kısımdan oluşur.

a)Kornea: Saydam ve parlak bir yapıya sahiptir. Hava ve göz kapakları ile temas halinde olan göz kısmıdır.  Göz kapaklarının iç kısmını ve göz küresinin ön bölümünü örten ve ince bir zar olan konjonktiva, gözyaşı ile sürekli ıslatılır. Göz kapakları açılıp kapanınca kornea da ıslak kalır ve saydamlığını korumayı başarır. Günde ortalama 5.400 kez göz kırparız ve göz kapaklarımız bu kırpmalar boyunca yaklaşık otuz dakika kapalı kalır. Işık kornea yolu ile göze ulaşır. Kornea sinirler açısından oldukça zengindir fakat korneada damarlanma yoktur; çünkü kornea saydam olmak zorundadır. Oksijenlenmesi ve beslenmesi tabakalar arasında bulunan boşluklardan geçen gözyaşı salgısı ve göz içi sıvısı tarafından salgılanır.

b)Sklera: Gözün dış kısmının büyük bir kısmını oluşturur ve yetişkinlerde beyaz renktedir. Birbirini çaprazlayan kollojen liflerden oluşur ve gözün şeklini korumasını sağlar.

Gözün yapısı

2. Damar Tabaka

Kan damarları ve pigmentler açısından oldukça zengin bir yapıdır. Gözü besleyen tabakadır ve üç bölümden oluşur. Siyah renkte görünür ve ışık bu tabakada emilir. Siyah renk ışığı emer ve göz içinde ışık yansımaz böylece net görüntü sağlanır.

a)İris:  Kornea ve skleranın birleşim noktası seviyesinde bulunur ve göze rengini veren kan damarları açışından zengin bir bölgedir. İrisin ortasında bulunan ışık geçidi göz bebeği  (pupilla)olarak adlandırılır. Pupilla siyah olarak görülür. Göze gelen ışık miktarına göre daralma veya genişleme gösterir. Bu şekilde göze giren ışık miktarını ayarlar. Bu daralma ve genişlemeler otonom sinirler tarafından sağlanır. İriste bulunan hücreler göz rengimizi belirler. Bu pigmentlerin rengine göre yeşil, kahverengi, siyah, mavi ve gri gibi göz renkleri görülür.

b) Kirpiksi Cisim(Corpus Ciliare):  Temel olarak düz kaslardan ve bağ dokudan meydana gelmiştir ve üzerinde kirpik şeklinde çıkıntılar vardır. İçinde yumaklar halinde damarlar ve kirpiksi cismin kasılıp gevşemesini sağlayan kaslar vardır. Kirpiksi cismin kasılıp-gevşemesi göz merceğinin yani lensin ışığa uyumlu çalışmasını sağlar.

c) Choroidea:  Damar tabakanın en büyük yapısıdır. Zengin kan damarları sayesinde retinayı besler.

3. Ağ Tabaka

Gözün en içteki tabakasıdır. Retina veya ağ tabaka olarak adlandırılır. Işığa duyarlı fotoresptörlerden oluşur ve bu hücrelerin aksonları birleşerek optik siniri meydana getirir. Retina damar tabaka ile temas halimdedir ve optik sinirin göz küresine bağlandığı yerden meydana gelir ve göz bebeğine kadar uzanır. Göz küresinin ve retinanın ön bölümünde duyu hücreleri bulunmaz. Işığa duyarlı hücreler retinanın arka kısmındadır.

Retinada bulunan hücreler çubuk veya koni şeklindedir. Çubuk hücreler loş ışıkta görmemizden sorumludurlar, siyah ve beyaz ışık duyusunu algılarlar. Koni hücreler ise detayları ve rengi algılamadan sorumludurlar. Retinanın merkez kısmı çubuk hücrelerden daha çok koni hücreleri içerir. Böylece çevresine göre daha keskin bir görüş sağlar. Bu merkez bölge ‘’FOVEA’’ (sarı nokta) olarak adlandırılır. Fovea koni hücrelerin toplandığı küçük bir çukurdur. Burada ki hücrelerin hemen hemen hepsi beyne sinyal yollayan yollara sahiptir ve böylece çok fazla detay iletimini sağlarlar.

Retina

Gözün kör nokta denilen bölgesinde, sinir lifleri hep birlikte optik siniri oluşturmak için üzerinde gözün arka kısmında optik disk adı verilen bölgede demetler halinde toplanır. Bu nedenle burada ışığa duyarlı hücreler bulunmaz ve bu durum kör bir nokta oluşturur. Beyin göremediğimiz alanı doldurduğu için; bu boşluğun farkına bile varmayız.

Diyoptri, ışık kırıcı ortamların ışığı kırma gücüne verilen isimdir. Gözde ışığın kırıldığı 3 bölge vardır. Bunlar: Göz Merceği(Lens), Suyumsu Humor ve Camsı Humor’dur.

a)Göz Merceği(Lens): Pupillanın hemen arkasında yer alır. Esnek ve parlak bir yapıdadır. Dışa doğru kavislidir. Damar ve sinir ağları içermez. Suyumsu Humor ile beslenmesi sağlanır. Düz kas liflerinin kasılma ve gevşeme hareketleri sonucu lens kalınlığını artırıp azaltabilir böylece ışığı kırarak net bir görüntü elde edilmesini sağlar. Lensin kırıcılığını artırmasına akomodasyon yani uyum denir.

b)Suyumsu Humor(humor agonous):

  Hem iris ile kornea hem de iris ile lens arasında bulunan bir sıvıdır. Kirpiksi cisimdeki damarlar tarafından meydana getirilir. Schlemm kanalı ile daima bir dolaşımı vardır. Eğer bir dolaşım meydana gelmezse ise suyumsu humor, göz içi basıncını artırarak ağrılara sebep olabilir.

c)Camsı Humor(humor vitreus): Göz merceği ile retinanın arasını doldurur. Retina ile mercek arasında bulunan bu sıvının %98’i sudan oluşur geri kalanı ise; protein, tuz ve eriyik maddelerden oluşur. Sıvı yumurta akı kıvamındadır. Bu sıvıyı camsı cisim denen zarsı bir yapı sarar ve korur. Bu sıvı ışığın kırıldığı yerlerdendir. Lenste kırılan ışık buradan geçtikten sonra retinaya ulaşır.

Yardımcı oluşumlar

Yardımcı Oluşumlar

a)Göz Kapakları: Biri altta biri de üstte olmak üzere iki adet göz kapağı vardır. Dış yüzeyleri deri iç yüzeyleri ise konjonktiva ile kaplıdır. Göz kapaklarının açılıp kapanması ile göz hem dış etmenlerden korunur hem de göz içi salgılar göz üzerine periyodik olarak dağıtılmış olur.Üst kısımlarında ise kirpikler yer alır.

b)Göz Kasları: Dördü düz, ikisi eğik olmak üzere toplam altı kas gözün hareketlerini sağlar. Bu kaslar birbirine paralel ve uyumlu olarak hareket eder böylece iki gözden tek bir görüntü oluşması sağlanır.

c) Konjonktiva:  İnce zarımsı ve mukozal bir yapıdır. Göz kapakları ile skleranın birbirine temas eden yüzeylerini örter. Bu sayede yüzeylerin kayganlığını sağlar ve göz küresinin sürtünme olmadan hareketine olanak sağlar.

Gözün yapısı

d) Gözyaşı Bezleri: Göz çukurunun üst kısmında dış yanında üst ve alt olmak üzere iki lobdan meydana gelir. Bu iki lob arka taraftan birbirine birleşiktir. Gözyaşları dışarı ile temas halinde olan kornea ve konjonktiva yüzeylerinin nemli kalmasını sağlar. Üç farklı tür gözyaşı vardır.  Bazal gözyaşı gözlerin sürekli nemli ve kaygan kalmasını sağlar. Refleks gözyaşı ise gözün tahriş olmasını engellemek için salgılanır. Örneğin; Soğan doğrarken ağlamamız gibi. Bazal gözyaşı ile benzer kimyasal yapıdadır. Duygusal gözyaşının işlevi ise henüz tam olarak çözülmüş değildir. Kimyasal yapı olarak diğerlerinden farklıdır. Diğer türlere göre daha fazla protein miktarı ve potasyum içerir. Ayrıca içinde ki mangan oranı kan serumundaki orandan 30 kat fazladır.

e)Kaşlar:  Kavisli bir şekle sahip olan kaşlar, alından göze gelebilecek yabancı maddelere  ve tere karşı gözleri korur.

GÖRME OLAYI

Nasıl Görürüz? Beynin görsel alanı en arkadadır, bu yüzden gelen görsel uyartıların beyinde işlenmesi için bir uçtan diğer ucuna geçmesi lazım. Görsel bilgiler saniyenin beşte biri kadar kısa bir zamanda yönlendirilebilir ancak bilinçli olarak bir nesneyi görmemiz yarım saniye kadar bir zaman alır. Sol görsel alandan gelen sinyaller sağ beyin yarım küresine, sağ yarım küreden gelen sinyaller sol beyin yarım küresine iletilir. İki tarafın arasından geçen bilgi ortak bir görüntü verir.

İlk olarak cisimlerden yansıyan ışık korneadan geçerek gözbebeğine girer. Gözbebeği ışığın şiddetine göre genişler veya daralır. Fazla ışıkta daralır, loş ışıkta genişler.  Böylece, göze sabit miktarda ışığın girmesini sağlar. Gelen ışık lenste kırıldıktan sonra retinadan geçer ve ışığa duyarlı çubuk ve koni hücrelerine çarpar. Konik ve çubuk hücreler ateşlenir ve optik siniri oluşturmak üzere kümelenen sinir uzantıları boyunca sinyaller gönderir. Sinyaller optik ışınım adı verilen kalın bir doku bandı ile beynin görsel alanına gönderilir. Görsel alana gönderilen iletiler boyunca ilgili nesnenin hareketi, derinliği ve rengi algılanır. Algılanan iletiler beynin ön lobuna gönderilerek bilince tam bir algı olarak sunulur.

Görme Olayı

Göz Hastalıkları

 Miyop Göz

Kişi yakını görebilir fakat uzağı net olarak göremez. Genellikle 8 ila 20 yaş arasında başlar. Lens veya gözlük ile düzeltilebilir.

Hipermetrop Göz

Kişi uzağı görebilirken yakını göremez. Lens veya gözlük ile düzeltilebilir. Baş ağrısı ve yorgunluk gibi belirtilere de sahiptir.

Astigmat Göz

  Kornea yüzeyinin pürüzsüzlüğünü kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Pürüzlü olan kornea ışığı farklı açılarda kırar ve net bir görüntü sağlanamaz. Uzun süre televizyon, cep telefonu ve bilgisayar gibi aletlerin ekranına bakmak hastalığın ilerleme hızını artırır. Baş ağrısı, bulanık görme, erken yorulma, harfleri karıştırma ve gözleri kısarak bakma gibi belirtiler görülür. Lens, gözlük veya lazer tedavisi ile düzeltilebilir.

Konjonktivit

Gözü saran ince bir zar olan konjonktivanın iltihaplanmasıdır. Tek bir gözü veya her iki gözü de etkileyebilir. Gözler de kaşınma, yanma ve batma gibi şikâyetler görülür. Enfeksiyon veya alerji kaynaklı olabilir. Tahriş edici konjonktivite ise şampuan veya hava kirliliği göz tahrişine neden olabilir. Tedavide antibiyotik göz damlaları ve merhem kullanılır. Alerjik konjonktivite antihistaminik ilaçlar ile tedavi sağlanır.

konjuktivit
Keratokonus

Kornea normal şekli olan kavisli şeklini kaybeder ve incelip konik bir şekil alır.12-20 arasında hastalık belirtileri görülmeye başlar.  Ağrısız bir hastalıktır. Kişide baş ağrısı, bulanık görüş, ışık hassasiyeti ve gözde zorlanma gibi şikâyetler görülür. Gözlük veya lens ile tedavi edilebilir.

Retinis Pigmentosa

Halk arasında gece körlüğü veya tavuk karası olarak da bilinir. Kişi güneş ışığı olmayan yerlerde görme yetisinin çok az bir kısmını kullanabilir. Nadir olarak görülür ve kalıtımsal bir göz hastalığıdır. Hastalıkta retina hücreleri bozulmaya başlar. Belirtiler net olmadığından dolayı kişi hastalığı hemen fark etmeyebilir. Bilinen bir tedavisi yoktur.

Blerafit

Kirpik dibi iltihabı olarak da bilinir. Göz kapaklarının iltihabına neden olur ve oldukça yaygın görülen bir hastalıktır. Göz kapaklarında kızarıklık ve şişlik, kirpik köklerinde ise kabuklanma görülür. Zamanla bu kabuklar kalınlaşır ve çapak oluşumu artar. Kişi sabahları uyandığında göz kapaklarını birbirine yapışmış bir halde bulur. Kalıcı hasara neden olmaz ve bulaşıcı değildir. Mutlaka tedavi edilmelidir. Antibiyotik içeren göz damlaları ve sıcak uygulama tedavi yöntemleri arasındadır.

Blerafit
Horduleum (Arpacık)

Göz kapağında bulunan yağ bezlerinin ani bir şekilde iltihaplanmasıdır. Göz kapağında kızarıklık ve şişlik görülür. Oldukça ağrılıdır bir durumdur.

Katarakt

Orta yaş ve üstü kişilerde görülen bir göz hastalığıdır. Yeni doğan bebeklerde ve şeker hastası kişilerde de görülebilir. Göz merceği saydamlığını kaybederek matlaşır. Görüş buğulaşır, görme azalır, çift görme, okuma zorluğu, renklerde sararma ve gece görüşünde bozulma gibi belirtilere sahiptir.  İlaçla tedavi yoktur. Cerrahi müdahale ile düzeltilebilir.

katarakt
Şaşılık

Gözlerin birbirine olan paralelliğini kaybetmesidir. Gözlere yardımcı olan göz kaslarının bazılarında kuvvet fazlalığı veya azlığı şaşılığa sebep olabilir. Bir göz düz bakarken öbür göz dışarı, yukarı veya aşağıya bakıyormuş gibi görünebilir. Ağrı, çift görme,bulanık görme ve baş ağrısı gibi belirtiler vardır. Cerrahi ile düzeltilebilir.

Renk körlüğü

 Sağlıklı bir insanın üç tür koni hücresi bulunur. Bu hücreler retinada bulunur ve renkleri görmeyi sağlar. Renk körü insanlarda ise renkleri algılamada ve görmede sadece iki tür koni hücresi çalışır. Bu durumda eksik koni hücresinin görebildiği dalga boyundaki renkleri kişi göremez. Kalıtsal bir hastalıktır. Renk körü olan erkeklerin kız çocukları renk körü olmaz fakat hastalığı taşırlar. Taşıyıcı kadınların da erkek çocuklarının yarısı renk körü olarak doğacaktır. Renk körlüğü X kromozomu üzerinde taşınır. Hastalığın bilinen bir tedavisi yoktur.

renk körlüğü
Glokom

 Halk arasında göz tansiyonu olarak da bilinir. Kornea ile lens arasında bulunan ve suyumsu humor sıvısı bu yapıların beslenmesini sağlar. Daha sonra ise irisin önünde bulunan, trabekulum denilen bölgeden göz dışına çıkarak kan dolaşımına karışır. Bu döngü süreklidir ve bir denge içersindedir. Suyumsu humor göze şeklini korumasında önemli bir yer oynar. Göz içi basıncın normal değeri 6-21 mmHg arasındadır. Glokom hastalığında suyumsu humor göz dışına çıkamaz ve gözde birikir. Böylece göz içi basınç artar ve artan basınç optik sinire zarar vermeye başlar.  Bulanık görme, baş ağrısı, göz ağrısı, alında şiddetli ağrı, mide bulantısı ve kusma, parlak renkli halkalar görme ve görüşün azalması gibi belirtileri ile hastalık kendini gösterir. Körlükle sonuçlanabilen bir hastalıktır. Tanı ancak iyi bir göz muayenesi ile konulabilir. Tedavi ilaçla başlanır ve göz hasarı ilerlerse lazer veya cerrahi tedavi uygulanır.

Göz Kanseri

Göz çevresinde, göz kapaklarında, göz içi yapılarda, iris, retina,  retinanın altında yer alan bağ dokuda ve gözün büyük bir kısmını oluşturan koroid adlı yapıda meydana gelen kötü huylu tümörler göz kanseri olarak adlandırılır. Gözde meydana gelen tümörlerin %90’nı iyi huyludur. Bu tümörler göz kanserine neden olmaz. Göz tümörleri genellikle uzun süreler belirti göstermez. Belirtiler, göz kapaklarında şişlik ve hassasiyet, gözün çevresinde iltihaplanma, gözün şeklinin bozulması, gözde kahverengi lekeler gibi belirtilerdir. Tedavide cerrahi yöntem, kemoterapi yöntemi, radyoterapi yöntemi, proton terapi ve lazer tedavi kullanılabilir.

KAYNAKÇA:
  • Rita Carter Beyin Kitabı
  • AnaDolu Üniversitesi Yayınları, İnsan Beden Yapısı ve Fizyolojisi
  • Nobel Tıp Kitapevi Yayınları, İnsan Anatomi Atlası
  • Duyu Organları, Milli Eğitim Bakanlığı

İnsan Vücudunun Diğer Organları

İnsan Vücudunun Diğer Sistemleri

Muhammed Uyansız

Muhammed, Psikopatoloji Bilimi platformunun sürekli içerik üreticisidir. Bir Homo sapiens sapiensten daha fazlasıdır. 11 Ekim 1997 doğumlu olan Muhammed şuan Artuklu üniversitesi hemşirelik son sınıf öğrencisidir. Ve kendini tanımlarken şunu kullanır; "Bildiğim Tek Şey Hiçbir Şey Bilmediğimdir."

You may also like...

Yorum Yap